Konuşan yalnız hakikattir !..

Beşer zulmeder, kader adalet eder...

...

6/5/2009

http://img.blogcu.com/uploads/paylasimnoktasi_78x1280x1024.jpg




Ask oyle bir tecelli eder ki ; Bazen gul bulbule , bazen de bulbul Gul'e dert yanar. Hem oyle bir dert yanar ki ; vuslatin umudunda Gul'un bulbule nazaran nakis , bulbulun de gule nazaran nakis kalmasi cihetinderdir.Hayat bazen oyle bir tecelli eder ki ; gunes Gul'un uzerine aksettigi vakit , Gul'de istenmeyen haller tecelli eder ve Gul bulbulun rahatsiz olmamasi icin kendi varligini sadece bir vakit setr eder.. Bulbulu uzmek istemez.. ve Gul kendine geldigi an , ozundeki bulbulu ile en sevdik Bulbule zahir olur.. Iste o an bulbul Gul'un yanina gelir de ; ''Ey cangulum , sen kokulu yarim , varligim , yoklugum , en sevdigim.. senin yoklugunda laleye meyl ettim , onunla bir unsiyet , yakinlik peydah ettim , onu sevdim, ona zayif kaldim , o lale senin yoklugunda bana ilac oldu , beni yonlendirdi ve kendime geldim derse'' , O GUL boynunu bukup solmaz mi ? hem nasil solar..
Ey can bulbulum , ey senyarim , esasinda gul bilir ki ; lale butun variyetini , guzelligini , rengini ve kokusunu gulden (kendinden) almistir.
Ve Lale esasinda gulun yoklugunda bulbule gulden haber vermektedir. Ama bulbul bu halden bihaber kaldi ise , Gul'un karşisına gecerek ; ben lale ile hasbihal ederken aslinda hep sen vardin kalbimde.. hep seni ona anlatir ve hep laleden seni dinlerdim DEMEDI ise ve Gul'e laleyi ovdu ise bulbul O gul'un hali nice olur ?


Eğer Çekemezsen Gülün Nazını
Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,
Sahrada mecnun değilsen,
Ne Leyla'yı çağır, ne çölü incit...




gülün şekvasını dinledi bülbül, sustu ve dinledi.. ne dedi gül ? "bülbül laleye meyletti.. " fıtratındandır, güle aşkı hayallerce, umutlarca büyükse de yalnız kalmayı beceremez, dost arar, şakımak ister .. aslında gülü arar da gül ne kokusunu duyurur bülbüle ne varlığını gösterir.. bir ceza mı, bir imtihan mı pişmanlık mı bilemez de neden gizlendiğini, günlerce bekler yarini bülbül... ağlar güllerce.. Yakub olur...sonra gülü sanar da selam verir bir güzele.. anlar çok geçmeden, gülü değildir, hiç bir çiçek gülü gibi kokamaz, gülü gibi gülemez hatta bilir ki hiç bir çiçeğe yakışmaz şebnem, güle yakıştığı kadar.. ama lale sımsıcak bir yürek sunar, kardeşçe.. yalnızlığın çaresizliğinde bülbül, laleye sığındı ve sonra.....


ve sonra ; halini arzetti bülbül, lale dinledi sabırla.. kaçıp gitmedi, gizlenmedi, uzaktan da izlemedi.. sadece "yanındayım dost" dedi "sırrın sırrımdır" dedi ve dinledi... hatırlamaz ya bülbül, elest bezminde tanıştırılmış bir dosttur aslında selam verdiği.. kardeştir, ârettir, yarendir... hemrâzdır o.. derken bir gün gülün aklına geliverdi; bir seveni vardı bir zamanlar..buralarda bi yerlerdeydi.. baksındı bakalım hâla bıraktığı bahçede miydi? kanatları vardı, uçabilirdi başka bir gülistana ya ; bülbül gidememişti, belki bir gün gülü gülüverir, geliverir diye gülistanı mesken eylemişti.. aslında hep beklemişti..

ve sonunda; işte gelmişti gülü.. sevdiceği, nuru, cenneti, visali...sevda ve hasret yüklü rayihasını beklerken bülbül, sitem etmişti gül.. neden? laleyi dost bildi diye.. oysa gül kokulu Sevgili ; Haticesi'ni kaybedince Ebubekir'i hemrâz bilmişti.. işte öyle bir haldi.. ama bildirememişti güle. ya beni öldürdün mü derse?!! ne cevap verebilirdi? hoş!! cevabını o da bilmiyordu ki!! tek bildiği bir hüzün yılı yalnızlığıydı yaşadığı..ama gül farkında değildi ve hâlâ aynı sitemdeydi; "bülbül gülün yokluğunda neden laleye meyletti?!!"




Sözün Özü

27/3/2009

Taassup insanoğluyla var olmuş ve hemen her zaman ciddî problemlere sebebiyet vermiş ferdî ve içtimaî bir dengesizlik ve bir hastalıktır
Bu hastalık bazen yanlış bir din yorumuna ve mezhep anlayışına; bazen herhangi bir düşünce sistemi ve ideolojiye, bazen de bir ilhad ve inkâra dayanagelmiştir. O neye dayanırsa dayansın dengelenmediği takdirde her zaman zararlı olmuş; insanları birbirine karşı saygısızlığa ve tecavüze sevk etmiştir.